ÇOCUKLARIMIZI UYUŞTURUCUYA TESLİM ETMEYELİM! ASUMAN SARITAÇ
ÇOCUKLARIMIZI UYUŞTURUCUYA TESLİM ETMEYELİM!

2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı. Tüm meslektaşlarıma, velilerimize ve öğrencilerimize şimdiden başarılı, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim yılı diliyorum.

Okulların açılmasına hazırlanırken; kırtasiye alışverişleri yapılıyor, okul çantaları hazırlanıyor, çocuklarımız yeni bir eğitim döneminin heyecanını yaşıyor.

Biz yetişkinler ise onların geleceğini hazırlarken, geleceklerini tehdit eden tehlikeleri de görmezden gelmemeliyiz.

Çünkü ülkemizde çocuklarımızı ve gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu gibi bir gerçek var.

Bu konuya daha önce de dikkat çekmiştim. Ancak bir eğitimci ve bir anne olarak okullar açılmadan önce bu meseleyi yeniden gündeme getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyorum.

Çünkü uyuşturucu yalnızca bir bireyin hayatını mahveden bir sorun değildir. Bir ailenin huzurunu, bir çocuğun geleceğini ve toplumun tamamının yarınlarını tehdit eden büyük bir tehlikedir.

Ebeveynler, eğitimciler ve toplum olarak çocuklarımızın gözlerindeki ışığın sönmesine izin veremeyiz.

Her şeyden önce aileler bu mücadelede en önemli sorumluluğu taşıyor. Anne ve babanın sağlıklı yaşam biçimi sergilemesi, çocuklarına doğru bir rol model olması büyük önem taşıyor.

Çocuklarımız için güvenli liman öncelikle aileleridir.

Ebeveynlerin çocuklarının yalnızca derslerini ve notlarını değil; arkadaş çevresini, duygularını, sosyal hayatını ve internet kullanımını da takip etmesi gerekiyor.

“Benim çocuğum yapmaz.” demek yerine, “Çocuğumu bu tehlikeden nasıl koruyabilirim?” diye düşünmeliyiz.

Okullarımız da daha eğitim öğretim yılı başlamadan bu mücadelenin hazırlığını yapmalı.

Çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren uyuşturucu ve diğer zararlı alışkanlıkların tehlikeleri konusunda yaşlarına uygun şekilde bilinçlendirilmeli.

Öğretmenler yalnızca bilgi aktaran kişiler değil; çocukların davranışlarındaki değişimleri fark eden, onları dinleyen, gerektiğinde yardım elini uzatan önemli rehberlerdir.

Rehberlik servisleri güçlendirilmeli, risk altındaki çocuklar erken fark edilmeli ve aile-okul iş birliği daha da kuvvetlendirilmelidir.

Çünkü sınıflarda yalnızca matematik, Türkçe veya fen bilgisi değil; hayatın riskleri, sağlıklı seçimler, arkadaş baskısıyla başa çıkmak, hayır diyebilmek ve gerektiğinde yardım istemek de öğretilmelidir.

Elbette uyuşturucuyla mücadelede emniyet güçlerimizin çalışmaları da hayati önem taşıyor.

Okullar açılmadan önce okul çevreleri, parklar, gençlerin yoğun olarak bulunduğu alanlar ve risk taşıyan bölgeler titizlikle denetlenmeli. Çocuklarımızın güvenli bir ortamda eğitim alabilmesi için gerekli tedbirler önceden alınmalıdır.

Ancak bu mücadele sadece ailelerin, öğretmenlerin veya emniyet güçlerinin görevi değildir.

Bu, hepimizin meselesidir.

Mahalledeki komşudan esnafa, öğretmenden okul yöneticisine, aileden kamu kurumlarına kadar herkesin sorumluluğu var.

Bir çocuğun yanlış bir çevreye sürüklendiğini gördüğümüzde “Bana ne?” deme lüksümüz yok.

Çünkü bugün görmezden geldiğimiz bir çocuk, yarın kaybettiğimiz bir genç olabilir.

Okullar açılmadan önce hepimize düşen görev belli;

Fark etmek. 
Önlem almak. 
Konuşmak. 
Dinlemek. 
Sahip çıkmak.

Çocuklarımızı korkutarak değil, bilinçlendirerek; yalnız bırakarak değil, yanlarında olarak; görmezden gelerek değil, fark ederek koruyabiliriz.

Yeni eğitim yılı başlamadan önce gerekli tedbirleri alalım.

Çocuklarımızın geleceğini hiçbir bağımlılığa teslim etmeyelim.

Çocuklarımız için el ele verelim.

Çünkü bir ülkenin gerçek geleceği, çocuklarının gözlerindeki ışıkta saklıdır.

O ışığın sönmesine izin vermeyelim.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ