Evet arkadaşlar, şimdi enerjimizi yükseltiyoruz! Söylediğim her şeyi benden sonra tekrar edip yaptığım hareketin aynısını yapmanızı istiyorum. Her hareketi üçer kez, hep birlikte ve yüksek sesle yapacağız.
Hazır mıyız? Başlıyoruz!
Enerji Deposu, Ritim ve Hareket Oyunu ya da Afrika Balıkçı Oyunu…
Adım (Odaklanma):
Hareket: Sağ el havada, işaret parmağı gökyüzünü gösteriyor.
Ritim: "Hu!" (Üç defa tekrar edilir)
Komut: "Hu! Hu! Hu!"
Adım (Ritim Katma):
Hareket: İşaret parmağı havada, sağa sola doğru ritmik bir şekilde sallanır.
Ritim: "Hu le le!" (Üç defa tekrar edilir)
Komut: "Hu le le! Hu le le! Hu le le!"
Adım (Coşkuyu Artırma):
Hareket: İşaret parmağı havada, daireler çizerek hızlanılır.
Ritim: "Hu le le, tita koma!" (Üç defa tekrar edilir)
Komut: "Hu le le, tita koma! Hu le le, tita koma! Hu le le, tita koma!"
Adım (Fiziksel Canlanma):
Hareket: İki elle masanın üzerini hızlıca siliyormuş gibi dairesel hareketler yapılır.
Ritim: "Ya masa masa!" (Üç defa tekrar edilir)
Komut: "Ya masa masa! Ya masa masa! Ya masa masa!"
Adım (Final ve Rahatlama):
Hareket: İki el havada, gökyüzüne uzanarak sağdan sola doğru geniş bir yay çizilir.
Ritim: "Ayyyeee!" (Üç defa tekrar edilir)
Komut: "Ayyyeee! Ayyyeee! Ayyyeee!"
Bir seminer, motivasyon kampı vesilesiyle öğrendiğim bu oyunu da buraya eklemeyi uygun buldum. Yazımızın konusuna da kesinlikle fayda sağlayacaktır.
Bir öğretmenin sınıfa girdiği ilk birkaç dakika, çoğu zaman dersin geri kalanını belirler. Kimi zaman öğrenciler teneffüsten yüksek enerjiyle gelir, kimi zaman da uzun bir günün yorgunluğunu taşırlar. İşte tam da bu noktada öğretmenin elindeki en güçlü araçlardan biri, kısa süreli ama etkisi büyük olan “enerji değiştirme teknikleridir.”
Yukarıda ayrıntılarını verdiğim oyun sınıfı anında toparlayacaktır; kaynaşma, eğlence ve motivasyon üst düzeye çıkacaktır. Ancak derse her girişinizde yapılması doğru olmaz. Haftada bir, bazen on beş günde bir olursa daha anlamlı ve faydalı olacaktır.
Eğitim araştırmaları, öğrencilerin uzun süre aynı dikkat düzeyini koruyamadığını göstermiştir. Bu araştırmalar kısa hareket, etkileşim ve düşünme molalarının öğrenmeyi desteklediğini göstermektedir. Ancak burada önemli olan nokta, sadece öğrencileri hareket ettirmek değil; aynı zamanda onları ortak bir duygu, amaç ve değer etrafında buluşturmaktır.
Ben bu teknikleri “sınıfın usta aşçısı” olarak görüyorum. Nasıl ki usta bir aşçı yemeğin tuzunu, ateşini ve kıvamını tam zamanında küçük dokunuşlarla ayarlayarak lezzeti dengede tutuyorsa, sınıfta da doğru zamanda yapılan küçük müdahaleler öğrenmenin akışını güçlendirir. Öğretmenin görevi bazen bilgi vermekten çok, sınıfın enerjisini doğru yöne çevirip her öğrencinin derse katkısını uyumlu ve verimli bir hale getirmektir.
İşte her öğretmenin rahatlıkla uygulayabileceği onlarca teknikten üç temel teknik şunlar olabilir:
- Bir Dakikalık Şükür ve Farkındalık Çemberi
Ders başlamadan önce öğrencilere şu soruyu yöneltebilirsiniz:
“Bugün sizi mutlu eden şey nedir?”
İki ya da üç öğrencinin kısa cevap vermesi yeterlidir. Örnek cevaplar: "Bugün Türkçe dersinde işlediğimiz hikâyedeki olay örgüsünü çok sevdim, kendimi bir an için o karakterin yerinde hayal etmek harikaydı." "Öğretmenimiz okuduğum kompozisyonu çok beğendi ve sınıfta okudu, o an yaşadığım gurur beni bütün gün mutlu etti." "Kitap okuma saatinde sürükleyici bir macera kitabına dalıp gitmek ve dış dünyayı bir süreliğine unutmak çok iyi geldi." "Ders sırasında arkadaşımla aynı kelime oyununu veya bulmacayı çözerken çok eğlendik, bugün dersin en güzel yanı oydu."
Bu uygulama öğrencilerin olumlu duygularını görünür kılar. İnancımızda ve geleneğimizde önemli bir yere sahip olan şükretme, sahip olduklarının kıymetini bilme ve olumluya odaklanma alışkanlığı sınıfa da taşınmış olur. Özellikle sabah derslerinde oldukça etkili sonuçlar verir. Denemeden bilemeyiz, diyenler hemen deneyebilirler.
- Ayağa Kalk – Selam Ver – Yerine Geç
Öğrenciler ayağa kalkar, sınıfta farklı bir arkadaşına yönelerek göz teması kurar ve kısa bir selam verir. Ardından yerine geçer.
"Selamün Aleyküm dostum, bugün seni görmek beni mutlu etti, iyi dersler!"
"Selam! Bugün harika görünüyorsun, günün çok güzel geçsin."
"Merhaba, seninle aynı sınıfta olduğum için çok şanslıyım." Bu kadar basit.
Ancak bu küçük hareket sınıf içindeki sosyal bağı güçlendirir. Saygı, nezaket ve iletişim becerileri gelişir. Birçok öğretmen, öğrenciler arasındaki gerginliklerin bu tür kısa etkileşimlerle azaldığını ifade etmektedir. Sınıfın enerjisi yükselirken aidiyet duygusu da güçlenir.
- Bir Cümlede Öğrendim!
Dersin ortasında veya sonunda öğrencilere şu soruyu sorun:
“Bugün öğrendiğin en önemli şey nedir?”
"Fiilimsilerin fiil gibi görünüp aslında isim, sıfat veya zarf olduğunu öğrendim."
"Yazarın anlatım biçimlerine bakarak metnin amacını anlamayı öğrendim."
"Virgülün anlam karışıklığını önlemek için kullanıldığını öğrendim."
"Büyük harflerin metni daha anlaşılır ve düzenli kıldığını öğrendim."
Her öğrenci bunu tek cümleyle ifade eder.
Bu yöntem hem öğrencinin dikkatini yeniden toplar hem de öğrenmeyi kalıcı hale getirir. Ayrıca öğretmene anında geri bildirim sağlar. Öğrencinin derse gerçekten ne kadar odaklandığını görmek için güçlü bir fırsattır.
Daha uzun derslerde ise bu üç tekniğin yanına birkaç uygulama daha eklenebilir: On saniyelik esneme hareketleri, ritmik alkış oyunu, iki kişilik hızlı soru-cevap etkinliği, günün değeri üzerine kısa bir düşünce paylaşımı… vb.
Özellikle “günün değeri” uygulaması üzerinde durmak gerekir. Yardımlaşma, dürüstlük, sorumluluk, saygı ve merhamet gibi kavramlar sadece değerler eğitiminin konusu değildir. Aynı zamanda sınıf ikliminin temelidir. Bir dakikalık kısa paylaşımlar bile öğrencilerin karakter gelişimine katkı sunabilir.
Burada öğretmene düşen en önemli görev, etkinliği amaç haline getirmemektir. Öğrenciler oyun oynadıklarını değil, birlikte öğrenen bir topluluğun parçası olduklarını hissetmelidir. Çünkü gerçek enerji gürültüden değil, anlamlı katılımdan doğar. Ayrıca bu etkinliklere çok fazla zaman ayırmanıza gerek yok. Birkaç dakika, yani “2-3 dakika” yeterli olacaktır.
Bugünün öğrencileri bilgiye hızla ulaşabiliyor. Fakat dikkatlerini toplamak, aidiyet hissetmek ve öğrenmeye gönüllü olmak konusunda her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Bazen bir dakikalık bir hareket, uzun bir nasihatten daha etkili olabilir.
Unutmayalım ki güçlü sınıflar büyük projelerle değil; her gün düzenli olarak yapılan küçük ama anlamlı dokunuşlarla oluşur. Anlamlı dokunuşlar nasıl olmalı, neler olabilir?
İsmiyle hitap etmek: "Günaydın Ayşe, Ahmet… Bugün seni görmek çok güzel."
Küçük bir not: Sırasına bırakılan, "Bugünkü derse katılımın harikaydı! Aferin!" yazılı minik bir not.
Göz kırpmak veya gülümsemek: Cevap verdikten sonra ona doğru baş sallayıp güven verici şekilde gülümsemek.
İlgisini fark etmek: "Bugün üzerinde çok güzel bir tişört var, seni mutlu ettiğini görebiliyorum."
Başarısını takdir etmek: "Bu cümleyi kurarken kelimeleri seçişin gerçekten çok etkileyiciydi."
Bunların dışında da var. Her öğretmene göre çok farklı dokunma yöntemleri olabilir. Sınıf iklimini güzelleştiren o küçük ama anlamlı dokunuşlar, aslında öğrenciyle kurulan samimi bağın temelidir. Teneffüste öğrencilerin arasına karışıp oyunlarına kısa bir süre dahil olmak veya dışarıda yalnız kalan birini nazikçe oyuna davet etmek, onlara "görülüyorsun" mesajı verir. Birlikte yerdeki bir çöpü almak ya da teneffüs arasında ona "nasılsın?" diye hatır sormak, resmiyetin ötesinde insani bir bağ kurar. Ayrıca okuduğu bir kitap veya ailesiyle yaptığı bir gezi üzerine kısa bir sohbet başlatmak, onların kişisel dünyasına değer verdiğinizi gösteren en etkili adımlardan biridir.
Bir öğretmenin samimi bir gülümsemesi, kısa bir hareket etkinliği veya öğrencisine verdiği değer hissi, sınıfın enerjisini bir anda değiştirebilir. Çoğu zaman öğrenme tam da o anda başlar.
Bütün bu tekniklerin ötesinde, sınıfın gerçek enerjisi insanın insana temasında gizlidir. Bir öğretmenin sesi, bazen bir çocuğun iç dünyasında yankılanan ilk güven duygusudur. O yüzden sınıfta yapılan her küçük hareket, aslında görünenden çok daha büyük bir anlam taşır.
Aslında bütün mesele öğrenciyle aramızdaki frekansı yakalama işidir. Sonra dersi de sizi de okulu da hayatı da sevecektir. Tüm notları seksen beş olmasa da sevecektir.
Çünkü eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil; kalbe dokunma sanatıdır. Bir dakikalık bir etkinlik, bazen bir öğrencinin bütün gününü değil, bütün hayatını değiştirebilir. Sınıf dediğimiz yer, dört duvardan ibaret bir alan değildir; umutların, arayışların ve karakterin şekillendiği canlı bir yuvadır.
En güçlü yanlarımızdan olan bağlılık, saygı ve paylaşma kültürü sınıfa yansıdığında, öğrenme yalnızca zihinde değil, kalpte de gerçekleşir. İşte o zaman öğretmen, sadece anlatan değil; yön veren, ilham olan ve iz bırakan bir yol göstericiye dönüşür.
Ve belki de en önemlisi şudur: “Her gün yeniden kurulan bu küçük dünyanın içinde, bir çocuğun gözlerindeki mutluluk, fark edilme umudu öğretmenin ona verdiği en büyük mükâfattır. Çünkü gerçek eğitim, o fark edilen öğrencilerin sayısını çoğaltabilmektir. Tıpkı “deniz yıldızı” hikâyesinde olduğu gibi.
Deniz Yıldızı Hikâyesi
Bir gün bir adam, sahilde binlerce deniz yıldızının kıyıya vurduğunu görür. Uzaktan bir çocuk, tek tek deniz yıldızlarını yerden alıp denize atmaktadır. Adam yaklaşır ve şaşkınlıkla sorar: “Bu kadar çok deniz yıldızını kurtarman imkânsız. Ne fark eder ki?” Çocuk elindeki deniz yıldızını denize atar ve der ki: “Onun için fark etti.”
Adam bir süre sessiz kalır, sonra çocuğa yardım etmeye başlar. Biraz sonra başka biri gelir, ardından bir başkası… Kıyıda tek başına başlayan küçük hareket, kısa sürede birkaç kişinin ortak çabasına dönüşür. Adam içinden düşünür: “Belki de mesele hepsini kurtarmak değil… birini bile kurtarabilmenin başkasına cesaret vermesi.”
Bu sahnenin bir de şöyle anlatılan başka bir varyasyonu vardır:
Köyün yaşlılarından biri yıllar sonra aynı kıyıda otururken şöyle der: “Bir insanın yaptığı küçük iyilik, suya atılan taş gibidir. İlk bakışta küçüktür ama dalga dalga büyür. O gün o çocuk, denizi değiştirmedi belki… ama kıyının kaderini değiştirdi.”
Öğrencilerimizin dünyasına açılan kapı, sadece ders anlatmaktan değil, onların isimlerini ve hayatlarındaki küçük detayları hatırlamaktan geçer. "Ebubekir, bisikletin tekeri tamir edildi mi? Zehra, abin nasıl oldu, iyileşti mi? Mahmut, eksik ödevini tamamlayabildin mi? Serra, münazaradaki sunumun gerçekten çok etkileyiciydi! Fatma, voleyboldaki o servis neydi öyle, harikaydın! Ahmet, kitabı özetleyişindeki o detaylar çok yerindeydi, aferin sana!" diyerek kurduğumuz her cümle, aslında onlara "Seni görüyorum, seni biliyorum ve seninle ilgileniyorum" mesajını verir.
Bu nokta atışı sorular ve içten gelen takdirler, öğretmen-öğrenci ilişkisini bir otorite bağından çıkarıp, karşılıklı güvene dayalı samimi bir bağa dönüştüren en güçlü anahtarlardır.
İşte bu enerji değiştiren etkinlikler tıpkı hayatı değişen deniz yıldızlarında olduğu gibi nice öğrencinin hayatını, gününü, haftasını, dönemini değiştirebilir, vesselam!
Biz küçük bir örnek, anlamlı bir dokunuş örneği vermeye gayret ettik, devamı sizde!
Kaynakça
- Responsive Classroom, Energizers: Kısa süreli hareket ve etkileşim etkinliklerinin dikkat, odaklanma ve sınıf içi bağlılığa katkıları.
- Erasmus University Rotterdam, Energizing Activities to Re-engage Your Students During Class: Kısa enerji etkinliklerinin bilişsel ve duygusal katılım üzerindeki etkileri.
- Responsive Classroom, Ten Tips for Using Energizers: Etkinliklerin yaş düzeyine uygunluğu, öğrenci katılımı ve sınıf topluluğu oluşturmadaki rolü.
- Hamilton, H. R. & Mallett, R. K., The Impact of Brief Reflective Responses on Student Performance: Kısa yansıtıcı düşünme çalışmalarının öğrenmeye katkıları.
- McGill University SKILLS21, Energizers: Hareket temelli kısa etkinliklerin dikkat ve katılım üzerindeki etkilerine ilişkin uygulama örnekleri.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...