İSTİKBALİ İNŞA EDEN TERBİYE İBRAHİM İNAL
İSTİKBALİ İNŞA EDEN TERBİYE

Sağlam bir gelecek; çocuk yaşta kazandırılan iman şuuru, güzel ahlâk, sağlam şahsiyet ve doğru istikametle inşa edilir.

Bir milletin en büyük sermayesi gençliğidir. Gençliğini koruyabilen toplumlar geleceğini de korur. Gençliğini ihmal eden milletler ise zamanla kimliğini ve istikametini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Günümüzde gençler, inançlarını, ahlâklarını ve millî-manevî değerlerini zayıflatmayı hedefleyen çok yönlü bir kuşatma altında bırakılmak istenmektedir. Bu sebeple gençliğe sahip çıkmak, yalnız ailelerin değil, bütün toplumun en önemli vazifelerinden biridir.

Bir milletin millî ve manevî değerlerini ve istikbalini zayıflatmak isteyenler, önce o milletin gençlerinin zihinlerini ve gönüllerini hedef alırlar. Çünkü bugün kazanılan veya kaybedilen bir genç, yarının toplumunu şekillendirir. Bunun için vatan sevgisi, iman şuuru, güzel ahlâk, tarih şuuru ve hizmet anlayışı çocuk yaşlardan itibaren verilmelidir. Bu değerlerle yetişen bir genç, karşılaştığı tehlikeler karşısında sağlam durur; aksi hâlde sahte ideallerin ve geçici heveslerin peşinde savrulabilir.

Çocuğun kalbi temiz bir toprak gibidir. O toprağa hangi tohum ekilirse zamanı gelince onun meyvesi alınır. Bu sebeple çocuk terbiyesinde yalnız bilgi vermek yeterli değildir. Kalbine iman, gönlüne edep, ruhuna hizmet sevgisi ve hayatına yön verecek sorumluluk duygusu yerleştirilmelidir. Sağlam temeller üzerine yetişen bir çocuk, gençlik çağının fırtınaları karşısında kolay kolay sarsılmaz.

Gençlerin kendi tarihini, medeniyetini ve büyüklerini tanıması da sağlam bir şahsiyet kazanmasının temel şartlarındandır. Tarihini bilmeyen, köklerinden habersiz yetişen bir nesil, geleceğini inşa etmekte zorlanır. Hâlbuki bizler, asırlar boyunca ilim, adalet, merhamet ve hizmet medeniyeti kurmuş büyük bir geçmişin mirasçılarıyız. Gençlerimiz, mensubu oldukları bu şanlı tarihle ve köklü medeniyetle gurur duymalıdır. Bu mirası doğru anlamalı, değerlerini yaşamalı ve daha ileriye taşıyarak gelecek nesillere ulaştırmalıdır.

Gençliğe yön vermede en tesirli etkenlerden biri de güzel çevredir. İnsan, beraber bulunduğu kimselerin hâl ve yaşayışından farkına varmadan etkilenir. İyi arkadaşlar, salih kimseler ve güzel örnek şahsiyetler, gencin karakterini kuvvetlendirir; kötü arkadaşlar ise onu yanlış yollara sürükleyebilir. Peygamber efendimiz, “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” buyurmuştur. Bu sebeple çocuklarımızı güzel insanların yanında bulunmaya ve faydalı meclislere devam etmeye teşvik etmeliyiz.

Çocuklarımızı camilere alıştırmak da manevî terbiyelerinde önemli bir yere sahiptir. Ancak bu alışkanlık yalnız oyun, ikram veya eğlence üzerine kurulursa kalıcı olmayabilir. Çocuk, camiye sadece kendisine sunulan imkânlar için gelirse, bunlar ortadan kalktığında camiyle bağı da zayıflayabilir. Buna karşılık ezan okumak, müezzinlik yapmak, saf düzenine yardım etmek, caminin temizliğine katılmak veya yaşlılara hizmet etmek gibi vazifeler üstlenirse; camiyi sadece hoşça vakit geçirilen bir yer olarak değil, hizmetin, edebin ve sorumluluğun öğrenildiği bir mektep olarak görmeye başlar.

Çocuğa vazife vermek, onu ihmal etmek değil; kendisine güvenildiğini hissettirmektir. Yaşına uygun sorumluluklar alan çocuk, yalnız kendisini düşünmemeyi, başkalarına faydalı olmayı ve yaptığı işin

neticesine katlanmayı öğrenir. Böylece camiye, ailesine ve içinde yaşadığı topluma karşı aidiyet duygusu gelişir. Terbiyenin kalıcı olması da büyük ölçüde gelişen bu sorumluluk şuuru ve aidiyet hissiyle mümkündür.

İmam-ı Gazâlî hazretleri, çocuk terbiyesinde nefsin her arzusunun yerine getirilmesini doğru görmez. Ona göre çocuk, kötü alışkanlıklar yerleşmeden önce güzel davranışlara alıştırılmalıdır. Gerçek terbiye, her isteği karşılamak değil; istekleri dinin ve güzel ahlâkın ölçülerine göre yönlendirmektir.

İmam-ı Rabbânî hazretleri de Mektûbât’ında, şeriatin nefsin arzularını kırmak için gönderildiğini bildirir. Ona göre insanı olgunlaştıran şey, nefsin istediğini yapmak değil; Allahü teâlânın emirlerine uymaya nefsi alıştırmaktır. Çocuk terbiyesinde de esas budur. Küçük yaşta dinin ölçülerine alışan kimse, ilerleyen yıllarda istikametini korumakta daha güçlü olur.

Çocuk ve gençlere dinî ve ahlâkî değerleri anlatırken yalnız söz söylemek de yeterli değildir. Anlatanın hâli, davranışı, merhameti ve güzel ahlâkı sözünden önce tesir eder. Çocuk, sevdiği ve güvendiği kimsenin nasihatine daha kolay kulak verir. Bu sebeple gençlere yön vermek isteyen kimse, önce yaşayışıyla güzel örnek olmalıdır. Gönle dokunmadan zihne verilen bilginin kalıcı olması güçtür.

Bugün gençliğe yapılacak en büyük iyilik; ona yalnızca bilgi vermek değil, iman şuuru ve ahlâkî değerler ışığında sağlam bir şahsiyet, yüksek bir ideal ve doğru bir istikamet kazandırmaktır. Rabbini tanıyan, Peygamberini seven, anne babasına hürmet eden, vatanına ve milletine hizmet etmeyi gaye edinen, çalışkan ve güzel ahlâklı bir gençlik; yalnız kendi geleceğini değil, milletinin istikbalini de aydınlatacaktır. Bunun için geleceğe bırakılacak en kıymetli miras, çocuk yaşta gönüllere ekilen iman, edep ve güzel ahlâk tohumlarıdır.

Çünkü bir milletin gerçek istikbali; sahip olduğu servetle değil, imanlı, güzel ahlâklı, şahsiyetli ve istikamet sahibi evlatlarıyla inşa edilir.

Muhabbetle…

9 YORUMLAR

  • Cebrail Köroğlu

    Maşallah sözlerin her biri İnci tanesi muvaffakiyet dilerim..

    • Eyüp GÜLDEMİR

      “Kaleminize ve gönlünüze sağlık. Gençliğin değerini ve geleceğimiz için taşıdığı önemi çok güzel ifade etmişsiniz. Böyle anlamlı yazılarınızın devamını dilerim.”.

      • Mustafa Tüleykan

        Öğrenci olarak çok istifade ettim. .

        • Mustafa Tüleykan

          Bu milletin millî ve manevî değerlerini ve istikbalini zayıflatmak isteyenlere gençliğimizi ve geleceğimizi teslim etmeyecez inşallah.

          • Enes Kaya

            Kaleminize sağlık çok ince ve önemli yerlere değinmeyi ihmal etmeyip altın gençliğin inşa malzemelerini ve küçüklerin güzel büyümesi için büyüklerin hangi güzellikleri gençlere vermesi gerektiğini anlatmışsınız. Büyüklerin sözü sözlerin büyüğüdür. Büyük sözlerin üstüne de söyleyebileceğim söz yoktur. Devamını ve bilhassa şiir kitabını dört gözle beklemekteyiz. Yüreğinize sağlık..

            • İlker Hiçdurmaz

              Kelimeleriniz her zamanki gibi kalbe nakşediyor İbrahim abicim. Emeklerinize sağlık. Allahü teala her daim kaleminize kuvvet versin inşallah...

              • Muhammet emin çaylak

                Ancak bu kadar güzel anlatılır… şu paragraf ayrı manalı… Çocuklarımızı camilere alıştırmak da manevî terbiyelerinde önemli bir yere sahiptir. Ancak bu alışkanlık yalnız oyun, ikram veya eğlence üzerine kurulursa kalıcı olmayabilir. Çocuk, camiye sadece kendisine sunulan imkânlar için gelirse, bunlar ortadan kalktığında camiyle bağı da zayıflayabilir. Buna karşılık ezan okumak, müezzinlik yapmak, saf düzenine yardım etmek, caminin temizliğine katılmak veya yaşlılara hizmet etmek gibi vazifeler üstlenirse; camiyi sadece hoşça vakit geçirilen bir yer olarak değil, hizmetin, edebin ve sorumluluğun öğrenildiği bir mektep olarak görmeye başlar..

                • Matematik Öğretmeni Büşra Güldemir

                  Değerlerine sahip çıkan, köklerini unutmayan bir gençlik; güçlü yarınların en sağlam teminatıdır. Emeğinize sağlık..

                  • Ökkeş Yusuf Bayazıt

                    Kaleminiz, yalnız satırlara değil gönüllere de dokunmuş. Çocuk terbiyesini kuru nasihatlerin ötesine taşıyarak; imanla yoğrulmuş bir şahsiyetin, güzel ahlâkın ve sorumluluk bilincinin nasıl inşa edileceğini harika bir üslupla anlatmışsınız. Bilhassa çocuklara vazife vererek onları camiyle ve aidiyet duygusuyla buluşturma düşünceniz, bugünün dünyasında üzerinde uzun uzun tefekkür edilmesi gereken çok kıymetli bir bakış açısı sunuyor. Yüreğinize sağlık....

                    YORUM YAZ