Matematik kitaplarının rasyonel dünyasının ağırbaşlı toprağında küçük bir ağaç büyüttüm. Kökleri soyut bilginin derinliklerinde, dalları kırmızı kalemlerde, meyvesi ise bir çift kirazın neşesinde saklı… Teoremlerin o vakur sessizliğine el emeğimin renklerini kondurdum…
Biliyorum ki bu odada düşünceler aceleye gelmez. Önce çamur gibi sabırla yoğruluyor, kahve gibi öğütülüyor ve sonra kitapların arasında usulca kendi ispatını bulup alt raftaki fincanlarıma dökülüyor. Kusursuz bir simetrinin soğukluğunda değil, el emeğinin o sıcak kusurlarında bir denge kuruyor. Ağırlık merkezleri biraz hesapla, biraz sezgiyle, en çok da sabırla konumlandırılıyor. Tıpkı közde ağır ağır pişen bir kahve gibi…
Bazını ve boyutunu kendin belirlediğin, sana ait vektör uzayında tüm noktaların koordinatlarını yine kendin belirliyorsun. İnsan bazen yalnızca kitaplarını değil, hayallerini, emeğini ve küçük sevinçlerini de aynı rafa dizebiliyor. Bir fincan kulpunun kavisinde, bir kalemin ucunda, bir kirazın kırmızısında kendine saklı bir dünya kuruyor. Ve anlıyor ki matematik, insan eli ve insan kalbi değince sadece akla hitap eden bir bilim değil, ruhu şifalandıran bir şiire dönüşüyor. İşte o zaman en katı ispatlar bile soğuk birer kuram olmaktan çıkıp kalbe dokunan edebî birer dizeye bürünüyor.
İnsanoğlundan önce de var olan matematiğin bu derin gücünü keşfetme arzusunu kaybetmeden, kuramlarını, teoremlerini ve ardındaki neden-sonuç ilişkilerini daha çok anlamalıyız. Onu öğrenmenin ve öğretmenin güzelliğini yalnızca yapay zekânın hızına, hazır cevaplarına ve kusursuz görünen düzenine teslim etmemeliyiz. Çünkü analitik düşünebilmenin en güçlü silah olduğu bir dünyada zihinlerimizin yollarını kendi elimizle tıkamamalıyız. Matematik eğitiminin asıl amacı formülleri ezberletmek değil; insanın düşünme yollarını açmak, sezgiyi beslemek, aklı özgürleştirmek ve hayatta doğru kalabilme gücünü inşa etmektir. Aksi hâlde neden-sonuç ilişkisi kuramayan, iyi ile kötü arasındaki incelikli ayrımları göremeyen, kendi değerlerinin içi boşaltılırken bunu fark edemeyen bir nesli yalnızca “Bizim zamanımızda böyle değildi.” diyerek suçlayamayacağımız gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırız…
Bu yüzden matematik yalnızca bir teknoloji meselesi değil, insanın düşünme, anlama, ayırt etme ve “doğru” kalabilme yeteneğinin ham maddesidir… Poincaré’nin dediği gibi: “Matematik öğretiminin başlıca amacı, zihnin bazı yetilerini geliştirmektir; bunların içinde sezgi hiç de en değersizi değildir.”
Dilek Soğanlı
Canım hocam her şeyin en güzelini hak ediyorsunuz. Değerli düşünceleriniz bizim için önemli. Başarılarınızın daim olması Allah'tan istiyorum..
Yakup Eray Kahya
Matematiğin her şey olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. .