HER İNSANIN BİR ENSTRÜMAN ARKADAŞI OLMALI ONUR ÖZELÇAĞLAYAN
HER İNSANIN BİR ENSTRÜMAN ARKADAŞI OLMALI

“Kötü İnsanların Türküsü Olmaz” Diyen Neşet Ertaş’tan Gençliğe Bir Mesaj Türk halk müziğinin unutulmaz ustası Neşet Ertaş bir sözünde şöyle der: “Nerede bir türkü söyleyen görürsen git otur yanına; çünkü kötü insanların türküsü olmaz.”

Bu söz yalnızca müziğe dair romantik bir yaklaşım değil, insan karakterine dair derin bir hayat tecrübesidir. Çünkü türkü söyleyen, sanatla uğraşan insan hisseder. Hisseden insan merhamet taşır. Merhamet taşıyan insan ise kolay kolay kötülüğe yönelmez.

Bugün tam da bu yüzden müziğe, sanata ve özellikle gençlerin sanatla buluşmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.

Çünkü artık sadece kulaklarımız değil, ruhlarımız da gürültü içinde.

 

Dijital Çağın Yalnız Gençleri

Modern çağ gençlere büyük imkânlar sundu ama aynı zamanda büyük bir yalnızlık da bıraktı. Ekranlarla büyüyen bir nesil; duygularını konuşmak yerine içine atmayı, dinlemek yerine tüketmeyi öğreniyor.

Sosyal medyada sürekli görünür olma baskısı, hızlı yaşam kültürü, tahammülsüzlük ve sevgisizlik; gençlerin ruh dünyasını giderek sertleştiriyor. Bugün okullarda artan akran zorbalıkları, sokakta büyüyen öfke, şiddet olayları ve tahammülsüzlük tesadüf değil.

Çünkü gençlerin büyük kısmı artık bir şey üretmiyor.

Sadece tüketiyor.

Oysa insan ruhu üretmeden olgunlaşmaz.

Sanat tam da burada devreye giriyor.

 

Bir Enstrüman Sadece Müzik Öğretmez

Bir çocuğun eline bağlama, gitar, keman ya da piyano vermek; ona yalnızca nota öğretmek değildir. Aynı zamanda sabrı öğretmektir.

Çünkü müzik emek ister.

Tekrar ister.

Disiplin ister.

Bir enstrüman çalan genç şunu öğrenir:

Başarmak için zaman gerekir…

Bugün birçok genç “hemen olsun” duygusuyla büyüyor. Ancak sanat, acele eden ruhu yavaşlatır. İnsanı kendi içine döndürür. Parmakların tellerde çıkardığı ses bazen insanın içindeki öfkeyi susturur.

Müzikle uğraşan gençler duygularını şiddetle değil, sanatla ifade etmeyi öğrenir. Çünkü müzik; bağırmadan konuşmanın, kırmadan anlatmanın en güçlü yoludur.

 

Empati

Bugün toplumda eksikliğini en çok hissettiğimiz değerlerden biri belki de budur. İnsanlar artık birbirinin acısını duymuyor. Oysa türkü dinleyen, şiir okuyan, resim yapan ya da bir enstrüman çalan insan; hissetmeyi kaybetmez.

Ve hisseden insan kolay kolay kötülüğe dönüşmez.

Gençleri Korumak İçin Sanatı Hayatın Merkezine Koymalıyız

Bugün çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan, öfkeden, şiddetten ve yalnızlıktan korumak istiyorsak onlara sadece kurallar koymak yetmez. Ruhlarını besleyecek alanlar açmak gerekir.

Her okulda bir müzik odası olmalı.

Her mahallede ulaşılabilir sanat kursları olmalı.

Çocuklar yalnızca sınavlara değil, hayata da hazırlanmalı.

Çünkü sanat bir “hobi” değil; karakter eğitimidir.

Koroda şarkı söyleyen çocuk birlikte hareket etmeyi öğrenir. Sahneye çıkan genç özgüven kazanır. Bir enstrüman çalan insan kendini ifade etmeyi öğrenir.

Belki de bugün gençlerin en büyük ihtiyacı tam olarak budur:

Anlaşılmak değil sadece…

Kendilerini anlatabilecekleri bir yol bulmak.

 

Her İnsan Bir Enstrüman Çalmalı

Bugün hâlâ inanıyorum ki bir toplumun ruh hâli, o toplumun sanatla kurduğu ilişkiyle ölçülür.

Müzik olan evde umut vardır.

Sanat olan yerde incelik vardır.

Türkü olan yerde vicdan vardır.

Belki herkes profesyonel müzisyen olmayacak. Belki herkes sahneye çıkmayacak. Ama her insan bir enstrümana dokunursa, dünyaya da biraz daha yumuşak dokunmayı öğrenebilir.

Çünkü bazen bir bağlama, bir gencin öfkesini susturur.

Bazen bir piyano, yalnızlığı iyileştirir.

Bazen bir türkü, insanın içindeki karanlığı dağıtır.

Ve bu yüzden yüksek sesle söylemek gerekiyor:

 

“HER İNSAN BİR ENSTRÜMAN ÇALMALI.”

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ