“Tamam” mı, “Peki” mi? İki Kelime, Bin Duygu ERDEM KILIÇ
“Tamam” mı, “Peki” mi? İki Kelime, Bin Duygu

İş hayatında bazı kelimeler vardır; sözlükte birkaç harf, hayatta ise koca bir hikâyedir.

“Tamam” dersiniz, konu kapanır.

“Peki” dersiniz, yine konu kapanmış gibi görünür.

Ama aslında her şey o kadar basit değildir.

Çünkü insan, yalnızca söylediği kelimelerle değil, o kelimelerin içine sakladığı duyguyla da konuşur.

“Tamam” çoğu zaman bir kabuldür.

“Anladım.”

“Uygundur.”

“Seninle aynı noktadayım.”

“Bunu yapacağız.”

İş hayatında “tamam” dediğimizde çoğu zaman bir sorumluluğu da üzerimize alırız. Çünkü “tamam”, sadece duyduğumuzu değil, çoğu zaman gereğini yapacağımızı da anlatır.

Ama bir de “peki” vardır.

Peki…

Ne kadar kısa bir kelime.

Ne kadar çok şey anlatabilir.

“Peki” bazen “olur” demektir.

Bazen “anladım” demektir.

Bazen “söyleyecek bir şeyim yok” demektir.

Bazen de insanın içinden geçen onlarca cümleyi susturup sadece söylediği iki hecelik bir kelimedir.

İşte iş dünyasının en zor taraflarından biri de budur.

Masada rakamları, projeleri, hedefleri, bütçeleri ve takvimleri konuşuruz.

Ama çoğu zaman kelimelerin arkasındaki insanı konuşmayız.

Bir çalışan yöneticisine “Peki.” dediğinde, gerçekten ikna olmuş mudur?

Bir iş ortağı “Tamam.” dediğinde, gerçekten gönülden kabul etmiş midir?

Bir müşteri “Peki, gönderin.” dediğinde, gerçekten memnun mudur?

Bunu bazen kelimelerden değil, sessizlikten anlamak gerekir.

Çünkü iş hayatında herkes “tamam” diyebilir.

Ama herkes aynı “tamam”ı söylemez.

Kimi gerçekten kabul ederek söyler.

Kimi mecbur kaldığı için.

Kimi tartışmayı uzatmamak için.

Kimi karşısındaki insanı kırmamak için.

Kimi de içinde büyüttüğü itirazları artık anlatmaya değmeyeceğini düşündüğü için…

Aynı şey “peki” için de geçerlidir.

Bazen bir “peki”, büyük bir olgunluktur.

“Senin de bir gerekçen var, seni anlıyorum.” der.

Bazen ise sessiz bir kırgınlıktır.

“Anladım… Ama artık anlatacak bir şeyim kalmadı.” der.

İşte bu yüzden yöneticilik, yalnızca insanlara “Ne yapacağız?” diye sormak değildir.

Bazen daha önemli bir soru vardır:

“Sen gerçekten ne düşünüyorsun?”

Çünkü iyi bir yönetici, çalışanının “tamam” demesinden çok, o “tamam”ın gerçekten içten gelip gelmediğini önemser.

İyi bir iş ortağı, karşısındakinin “peki” demesini yeterli görmez.

İyi bir lider, masada herkesin sustuğu anı başarı olarak değerlendirmez.

Çünkü sessizlik her zaman mutabakat değildir.

Bazen sessizlik, vazgeçiştir.

Bazen kırgınlıktır.

Bazen de insanın kendisini anlatmaktan yorulmasıdır.

İş dünyasında belki de en kıymetli şey, insanların birbirine rahatlıkla “Hayır, ben böyle düşünmüyorum.” diyebildiği bir ortam kurabilmektir.

Çünkü gerçek güven, herkesin “tamam” dediği yerde değil;

itiraz edebildiği halde birbirine saygı duyabildiği yerde oluşur.

Bugün iş hayatında çok fazla toplantı yapıyoruz.

Çok fazla konuşuyoruz.

Çok fazla mesajlaşıyoruz.

Ama belki de birbirimizi eskisi kadar dinlemiyoruz.

Birinin “peki”sini duyuyoruz ama neden “peki” dediğini sormuyoruz.

Birinin “tamam”ını duyuyoruz ama gerçekten tamam olup olmadığını merak etmiyoruz.

Oysa bazen insanın söylediği kelimeden daha önemli olan, söyleyemediği cümledir.

Belki de iş dünyasında biraz daha az “Ben söyledim, o da tamam dedi.” demeye;

biraz daha fazla “Gerçekten anlaştık mı?” diye sormaya ihtiyacımız var.

Çünkü iş yapmak kolaydır.

Asıl mesele, insanlarla iş yaparken insan kalabilmektir.

Ve bazen iki kelime arasındaki fark, bir şirketin kültürünü bile anlatabilir:

“Peki.”

“Tamam.”

Biri kabullenebilir.

Diğeri sahiplenebilir.

Ama ikisinin de arkasında bir insan vardır.

O insanın sesini, suskunluğunu, tereddüdünü ve gönlünü anlayabiliyorsak; işte o zaman sadece işimizi değil, ilişkilerimizi de doğru yönetiyoruz demektir.

Çünkü sonunda bütün işler biter.

Toplantılar dağılır.

Dosyalar kapanır.

Rakamlar unutulur.

Ama insanın kendisine nasıl hissettirildiği kolay kolay unutulmaz.

Belki de iş dünyasının en önemli cümlesi “Tamam” ya da “Peki” değildir.

“Seni anlıyorum.” cümlesidir.

Çünkü insan, anlaşılmadığı yerde bir süre “tamam” der…

Sonra “peki” der…

Ve bir gün hiçbir şey söylemeden gider.

1 YORUMLAR

YORUM YAZ