Biz istiyoruz ki Eğitimin E’sini konuşalım.
Çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, okullarımızı, geleceğimizi konuşalım.
Bir çocuğun gözündeki merakı, bir öğretmenin sınıfa girerken taşıdığı heyecanı, bir okulun geleceğe açtığı kapıyı konuşalım.
Ama hayat bizi sürekli Ekonominin E’sini konuşmaya itiyor.
Hal böyle olunca, eğitimciler olarak kendimizi eğitim ekonomisini konuşurken buluyoruz.
Çünkü eğitim, ekonomiden bağımsız bir alan değil. Okulun elektriği, doğalgazı, ulaşımı, personeli, kırtasiyesi, teknolojisi, güvenliği… Her biri ekonomik şartlardan etkileniyor. Bugün özellikle yakıt maliyetlerinin ulaştığı noktayı hep birlikte görüyoruz. Bir maliyet kalemindeki artış, eğitim kurumlarının bütün hesaplarını yeniden yapmasına neden oluyor.
Biz aslında bunları konuşmak istemiyoruz.
Biz eğitimin niteliğini konuşmak istiyoruz.
Fakat ekonomik şartlar izin vermeyince, eğitimci önce ayakta kalmanın hesabını yapmak zorunda kalıyor. Oysa eğitim, yalnızca bugünü kurtarmak için değil, yarını inşa etmek için vardır.
Bugün televizyon ekranlarında ekonomiye dair değerlendirmeler yapılıyor. “YAKIT ZAMMI AZ BİLE” deniliyor. Aynı ekranlarda “ÖZEL OKULLARDA EĞİTİM ÇOK MALİYETLİ HALE GELDİ” deniliyor.
İşte tam burada hepimizin biraz durup düşünmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca rakamlardan ibaret değil.
Bir okulun maliyeti arttığında, aslında geleceğin maliyeti artıyor. Bir eğitim kurumunun nefes alması zorlaştığında, toplumun geleceğe dair imkânları da daralıyor.
Elbette ülkemizin ekonomik gerçekleri var. Elbette büyük bir ekonomiyi yönetmenin kolay olmadığını biliyoruz. Elbette alınan her kararın arkasında hesap edilmesi gereken onlarca değişken bulunuyor.
Ama eğitimcinin de görülmeye, duyulmaya ve anlaşılmaya ihtiyacı var.
Belki de bugün birbirimizi biraz daha fazla anlamamız gerekiyor.
Vur Abalıya meselesine dönüştürmeden…
Çünkü eğitimci de bu ülkenin insanı.
Okul sahibi de…
Öğretmeni de…
Velisi de…
Öğrencisi de…
Hepimiz aynı gemideyiz.
Bizim beklentimiz bir ayrıcalık değil; eğitimin sürdürülebilirliğini sağlayacak, çocuklarımızın geleceğini koruyacak bir anlayışın güçlenmesidir.
Devletimizin eğitim alanında bugüne kadar attığı adımların daha da güçlenmesini, özel öğretim kurumlarının yaşadığı ekonomik gerçeklerin karar mekanizmalarında daha fazla karşılık bulmasını istiyoruz.
Çünkü biz biliyoruz ki güçlü Türkiye, yalnızca güçlü ekonomiyle değil; güçlü eğitimle mümkündür.
Ekonominin E’si ile Eğitimin E’si birbirinin rakibi değildir.
Tam tersine…
Ekonomi eğitime imkân, eğitim ekonomiye istikamet verir.
Biri olmadan diğerinin güçlü olması kolay değildir.
Biz ekonominin yükünü görmezden gelmiyoruz. Tam tersine, ülkemizin ekonomik olarak güçlenmesinin hepimizin ortak arzusu olduğuna inanıyoruz.
Ama bir yandan da şunu hatırlatmak istiyoruz:
Ekonomiyi düzeltmek için çalışanlarla eğitimi ayakta tutmaya çalışanlar birbirinin karşısında değil, aynı taraftadır.
Belki bugün bize düşen, daha yüksek sesle birbirimizi eleştirmek değil; birbirimizi daha doğru anlamaktır.
Çünkü insanların yalnızca söyledikleri doğruları değil, yaşadıkları gerçekleri ve taşıdıkları endişeleri de anlayabildiğimizde insan oluyoruz.
Ve bazen kul kapısında beklemek yerine, gönlümüzü Allah’ın kapısına açıp elimizden geleni yapmak gerekiyor.
Biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Eğitim için, çocuklarımız için, ülkemizin geleceği için…
Yeter ki Eğitimin E’sini yeniden konuşabileceğimiz günlere hep birlikte ulaşalım.
Çünkü biz inanıyoruz:
Güçlü ekonomi geleceğe imkân verir.
Güçlü eğitim o geleceğe yön verir.
Ve Türkiye, iki kanadı da güçlü olduğunda daha yükseğe uçacaktır.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...