Yeni eğitim yılına öğretmen, veli ve öğrenci için üç mektup
Yeni eğitim yılında yalnızca okul kapıları açılmaz. Yeni sorulara, yeni karşılaşmalara ve yeni ihtimallere de kapı aralanır.
İlk zil; öğrenciler için yeni bir başlangıcın, öğretmenler için yeni hayatlara eşlik etmenin, veliler içinse umutla kaygı arasında yeniden güvenmeyi öğrenmenin habercisidir. Yeni kitaplar, yeni defterler ve yeni hedeflerle herkes aynı hikâyenin içindeki yerini alır.
Öğrenci öğrenmek ve kendini geliştirmek, öğretmen öğrencisinin içindeki imkânları ortaya çıkarmak, veli ise çocuğunun mutlu, başarılı ve iyi bir insan olarak yetiştiğini görmek ister. Niyetler aynı olsa da bazen beklentiler farklılaşabilir.
Öğretmen öğrencisinden daha fazla gayret beklerken öğrenci kendisini anlaşılmamış hissedebilir. Veli çocuğunun başarılı olmasını isterken farkında olmadan onun üzerindeki baskıyı artırabilir. Okul sorumluluk ve düzen beklerken aile farklı önceliklerle hareket edebilir.
Oysa eğitim, herkesin kendi doğrusunu savunduğu bir mücadele değil; çocuğun iyiliğinde buluşarak aynı istikamette yürüyebilme sanatıdır.
Yeni eğitim yılı başlamadan önce belki de hepimizin kendimize ve birbirimize hatırlatması gereken birkaç cümle var.
## Sevgili Öğretmenim…
Yeni bir eğitim yılına girerken elinde yalnızca bir ders programı, öğretim programı ve sınıf listesi olmayacak. Karşında birbirinden farklı hikâyeler, istidatlar, ihtiyaçlar ve umutlar bulunacak.
Kimi öğrenci çok konuşacak, kimi sessizliğiyle kendini anlatacak. Kimi ilk denemesinde başaracak, kimi öğrenebilmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyacak. Kimi ailesinden güçlü bir destek görecek, kimi kendi mücadelesini kimseye hissettirmeden sürdürecek.
Her öğrenciyi aynı ölçüyle değerlendirme. Çünkü eğitim, herkese aynı şeyi vermek değil; her öğrencinin ihtiyacı olan desteği fark ederek içindeki cevheri ortaya çıkarabilmektir.
Bir öğrencinin başarısız olduğu dersten önce, kendisine olan inancını kaybedip kaybetmediğine bak. Davranışının ardındaki ihtiyacı, sessizliğinin içindeki soruyu ve hatasının gerisindeki öğrenme fırsatını görmeye çalış.
Unutma ki bazen bir öğretmenin söylediği tek bir cümle, bir çocuğun iç sesine dönüşür ve yıllarca onunla birlikte yaşar. Bu nedenle ders anlatırken yalnızca bilgiyi değil; güveni, merakı ve umudu da taşı.
Öğrencine bütün cevapları vermek yerine ona iyi sorular sormayı öğret. Bilgiyi ezberletmekle yetinme; düşünmesine, sorgulamasına, üretmesine ve öğrendiğini iyiliğe dönüştürmesine imkân ver. Çünkü gerçek öğrenme, bilginin zihinde birikmesiyle değil; anlam kazanarak hayata karışmasıyla tamamlanır.
Öğretmenin öğrencisinin hayatında bıraktığı iz, anlattığı derslerden çok daha uzun yaşar.
## Kıymetli Velim…
Çocuğunun başarılı olmasını istemen çok doğal. İyi bir eğitim almasını, güzel bir gelecek kurmasını ve kendi ayakları üzerinde durmasını istemen de…
Ancak çocuklarımız için kurduğumuz gelecek hayali, bazen onların kendi istidatlarını ve hayallerini gölgeleyebilir. Çocuğun, senin yarım kalan hayallerini tamamlamak için değil; kendi istikametini bulmak için büyüyor.
Onun yanında ol; fakat onun yerine yaşama.
Notlarıyla ilgilen; fakat onu notlarından ibaret görme. Başarısını takdir et; başarısızlığını bir felaket gibi karşılama. Öğretmeniyle iletişim kur; fakat öğretmenin yerine geçme. Onu koru; fakat karşılaştığı her güçlüğü onun adına ortadan kaldırmaya çalışma.
Çünkü çocukların yalnızca başarmaya değil; sorumluluk almaya, hata yapmaya, sonuçlarla karşılaşmaya ve yeniden denemeye de ihtiyaçları vardır. Her engeli çocuğun önünden kaldırmak, kısa vadede onu rahatlatabilir; ancak uzun vadede kendi gücünü keşfetmesini geciktirebilir.
Bazen bir çocuğa verilebilecek en büyük destek, onun yerine problemi çözmek değil; problemi çözebileceğine duyduğun güveni hissettirmektir.
Bu yıl çocuğuna “Kaç puan aldın?” sorusundan daha çok “Bugün ne öğrendin?”, “Seni düşündüren ne oldu?”, “Nerede zorlandın?” ve “Yeniden denemek için neye ihtiyacın var?” diye sor.
Çünkü çocuk, yalnızca sonuçları sorulduğunda başarıya; düşünceleri ve duyguları merak edildiğinde ise kendisine değer verildiğini hisseder.
Okul ile aile arasındaki ilişkiyi çocuğun yanında yürütülen bir denetim süreci olarak değil, onun gelişimini destekleyen bir güven ortaklığı olarak gör. Öğretmenin gözlemlerini dinle, kaygılarını açıkça paylaş ve çözümün bir parçası ol.
Çocuğunun yolunu onun adına çizmek yerine, kendi yolunu bulabilmesi için yanında güven veren bir ışık ol.
## Sevgili Öğrencim…
Yeni bir eğitim yılı, sana yeniden başlama imkânı sunuyor.
Belki geçen yıl istediğin başarıyı elde edemedin. Bazı derslerde zorlandın, arkadaşlıklarında kırıldın ya da kendine olan güveninin azaldığını hissettin. Fakat geçmişte yaşadıkların, gelecekte yapabileceklerinin sınırı değildir.
Bu yıl kendine hedefler koy; ancak hedeflerinin yalnızca notlardan oluşmasına izin verme.
Daha derin soruların peşinden git. Oku, merak et, hareket et, üret ve yeni şeyler dene. Bir konuda gerçekten iyi olmak için sabırla çalış. Anlamadığında sormaktan, zorlandığında yardım istemekten ve hata yaptığında yeniden başlamaktan çekinme.
Çünkü hata, öğrenmenin karşıtı değil; çoğu zaman en öğretici parçasıdır.
Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslama. Her insanın yeteneği, öğrenme biçimi, imkânı ve ilerleme zamanı farklıdır. Senin asıl yarışın başkalarıyla değil, dünkü hâlinledir.
Dün yapamadığını bugün yapabiliyorsan, dün bilmediğini bugün öğrenmişsen, dün çekindiğin bir şeyi bugün cesaretle deneyebiliyorsan ilerliyorsun demektir.
Başarıyı yalnızca aldığın puanlarla ölçme. Verdiğin emek, gösterdiğin sabır, üstlendiğin sorumluluk ve çevrene kattığın iyilik de başarının bir parçasıdır. Bilgini yalnızca kendin için değil, insanlara ve hayata değer katmak için kullan.
Unutma: Bu yolculuğun asıl öznesi sensin. Öğretmenin sana rehberlik edebilir, ailen sana destek olabilir; fakat adımlarını sen atacaksın.
## Aynı İstikamete Bakabilmek
Eğitim hayatımızdaki önemli eksikliklerden biri, birbirimizi yeterince dinlemeden anlamaya ve değerlendirmeye çalışmamızdır.
Öğretmen öğrenciyi, veli öğretmeni, öğrenci ise ailesini ve öğretmenini dinlemeli. Çünkü eğitim yalnızca anlatarak değil; duyarak, anlayarak ve birbirimize alan açarak inşa edilir.
Bir öğrencinin davranışının ardındaki ihtiyacı anlamadan onu yargılamak kolaydır. Bir öğretmenin kararının gerekçesini dinlemeden eleştirmek kolaydır. Bir velinin kaygısını anlamadan onu suçlamak da…
Zor olan; kendi bulunduğumuz yerden bir anlığına ayrılıp karşımızdakinin dünyasına bakabilmektir. Fakat gerçek eğitim tam da burada başlar.
Yeni eğitim yılında sınıflar dolacak, kitaplar açılacak, sınavlar yapılacak ve notlar verilecek. Ancak bütün bunların arasında asıl meseleyi kaybetmeyelim:
Bir çocuğun akademik olarak başarılı olması kadar kendisini değerli hissetmesi de önemlidir. Bir öğretmenin öğretim programını tamamlaması kadar öğrencisinde merak uyandırması da… Bir velinin çocuğunun yüksek notlarından gurur duyması kadar onun dürüst, merhametli ve sorumluluk sahibi bir insan olarak yetişmesinden gurur duyması da…
Eğitim; çocuğu yalnızca sınavlara değil, hayata ve insan olmaya hazırlama çabasıdır. Bilginin beceriye, becerinin değere, değerin ise davranışa dönüşmediği yerde bu yolculuk eksik kalır.
Yeni eğitim yılına girerken öğretmene hikmetli bir sabır, veliye güvenle eşlik etme iradesi, öğrenciye ise merak etme ve yeniden deneme cesareti düşüyor. Hepimize düşen ortak sorumluluk ise birbirimizi duymak, anlamak ve aynı istikamette yürüyebilmek…
Çünkü eğitim bir yolculuktur.
Bu yolculukta öğretmen rehber, veli güven veren yol arkadaşı, öğrenci ise kendi yolunun asıl sahibidir.
Ziller çaldığında yalnızca yeni bir ders yılı başlamayacak; her birimiz için yeniden öğrenmenin, yeniden anlamanın ve yeniden umut etmenin kapısı aralanacak.
Yeter ki yalnızca çocuklarımızın bugünkü başarısını değil, onlarda yetişmekte olan yarının insanını da görebilelim.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...