Puanın Ötesinde Bir Eğitim DANYAL SÜZGÜN
Puanın Ötesinde Bir Eğitim

Eğitim üzerine konuşurken çoğu zaman sınavları konuşuyoruz. Sınav sonuçlarını, başarı sıralamalarını, yüzdelik dilimleri, üniversite yerleştirmelerini… Şüphesiz bunların her biri önemlidir. Çünkü emek önemlidir. Disiplin önemlidir. Akademik başarı önemlidir. Bir öğrencinin yıllar boyunca gösterdiği gayretin adil bir şekilde değerlendirilmesi hem bireysel hem de toplumsal açıdan vazgeçilmezdir. Ancak üzerinde düşünmemiz gereken asıl mesele şudur: Sınavlar eğitimin bir parçasıdır; peki eğitimin bütünü müdür?

Bu sorunun cevabı yalnızca bugünü değil, yarını da şekillendirecektir.

Çocuklarımızın hayatı çoğu zaman bir sonraki sınava hazırlanmakla geçiyor. Aileler çocuklarının daha iyi bir gelecek kurabilmesi için büyük fedakârlıklar yapıyor; öğretmenler bütün bilgi ve tecrübelerini öğrencilerine aktarmak için çabalıyor; okullar akademik başarıyı artırmak adına yoğun bir emek ortaya koyuyor. Bütün bu gayretin merkezinde haklı bir hedef var: Çocuklarımızın güçlü bir geleceğe sahip olması. Fakat geleceği yalnızca sınav sonuçlarıyla tarif etmeye başladığımız anda, eğitimin ufkunu daraltma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Hayatın en önemli sınavlarının hiçbirinde optik form yoktur. İnsan, doğrulukla çıkar arasında tercih yaparken, adaleti savunurken, bir ekibi yönetirken, bir fikri üretime dönüştürürken ya da zor zamanlarda ayakta kalmaya çalışırken okul yıllarında kazandığı karakterle hareket eder. Bu yüzden eğitim, yalnızca bilgi aktarma süreci değil, aynı zamanda şahsiyet inşa etme sorumluluğudur.

Burada güzel bir örnek vermekte fayda görüyorum. LGS’de Türkiye birincisi olan bir öğrenci lise yıllarında sınıfta kalmıştır. Yine YKS’de Türkiye derecesi yapan bir öğrenci üniversite eğitimini tamamlayamamıştır. Ve bunlar gibi birçok örnek gösteriyor ki sadece sınava hazırlanan öğrenciler, hayatın gerçekleriyle başa çıkamıyor. Fakat sınavları, eğitimin normal süreci içerisinde bir basamak olarak görerek yetişen insanlar, şahsiyet sorumluluklarını bir ömür taşıyorlar.

Nitekim bu hususu destekleyici mahiyette Ahmet Cevdet Paşa, ‘‘İlim ile ahlâk birbirini tamamlayan iki parçadır.’’ diyerek bilginin faziletle buluşmadığı yerde gerçek anlamda bir medeniyet inşa edilemeyeceğini vurgulamıştır. Ve özellikle bu teknoloji asrında; bilginin değerle, sınavın hayatla, emeğin zamanla bir bütün olarak ele alınmadığı sürece çağın donanımlı ve çok yönlü neslini yetiştirmekte zafiyet yaşanması kaçınılmazdır. Bir sınavı geçelim derken binlerce sınavdan kalmak işten bile değildir!

 

 

Tam da bu nedenle eğitim anlayışımız da dönüşmektedir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin ortaya koyduğu yaklaşım, ezberleyen bireyden çok; okuyan, anlayan, yorumlayan, ilişki kuran ve üreten bireyi merkeze almaktadır. Bu yalnızca müfredatta yapılan bir değişiklik değildir; eğitimin ruhuna dair yeni bir bakış açısıdır. Eğitim anlayışı değişirken, onu ölçen sınavların da aynı doğrultuda gelişmesi kaçınılmazdır. Dün ezberi önceleyen sistemler ezberi ölçüyordu. Bugün ise anlamayı, yorumlamayı, analiz etmeyi ve problem çözmeyi merkeze alan bir eğitim anlayışı, zaman içinde bu becerileri değerlendiren ölçme sistemlerini de beraberinde getirecektir. Çünkü ölçme ve değerlendirme, eğitimin dışında değil; onun ayrılmaz bir parçasıdır.

Üstelik değişen yalnızca eğitim modeli değildir; dünyanın kendisidir. Bundan yirmi yıl önce adını bile duymadığımız meslekler bugün binlerce insanın çalışma alanı hâline geldi. Önümüzdeki yıllarda ise bugün hayal bile etmediğimiz yeni meslekler doğacaktır. Böyle bir dünyada çocuklarımızı yalnızca tek bir alanda başarılı olmaya hazırlamak yeterli değildir. Gelecek; farklı düşünebilen, iletişim kurabilen, yabancı dil kullanabilen, teknolojiye hâkim, sanattan ve spordan beslenen, ekip çalışmasına yatkın, değişime uyum sağlayabilen çok yönlü bireyleri öne çıkaracaktır.

İşte bu noktada eğitim kurumlarının omuzlarındaki sorumluluk daha da büyümektedir. Akademik başarı elbette vazgeçilmezdir; ancak akademik başarıyı karakter gelişimi, sosyal beceriler ve kültürel donanımla destekleyemeyen bir eğitim anlayışı, çocukları hayatın bütününe hazırlamakta eksik kalacaktır. Çocuğun yalnızca sınav başarısını değil; merakını, yeteneğini, estetik duygusunu, sorumluluk bilincini ve özgüvenini de besleyen eğitim ortamları, geleceğin güçlü toplumlarının temelini oluşturacaktır.

Bu bakımdan ülkemizin eğitim yolculuğunda farklı eğitim modellerinin birbirini tamamlayan katkıları büyük önem taşımaktadır. Devlet okullarımızın köklü birikimi ve fedakârlığı tartışılmaz bir değerdir. Bunun yanında uzun yıllardır akademik başarıyı sanatla, sporla, yabancı dille, bilimsel çalışmalarla ve rehberlik hizmetleriyle destekleyen özel okulların ortaya koyduğu çok yönlü eğitim anlayışı da ülkemizin eğitim vizyonuna önemli katkılar sunmaktadır. Çünkü her çocuk aynı değildir; her çocuğun öğrenme biçimi, ilgi alanı ve potansiyeli farklıdır. Eğitimin gerçek başarısı da sadece sınav kazandırmakta değil bu farklılıkları keşfedebilmesinde saklıdır. Gençlerimizi hem sınavlara hem hayata tam anlamıyla hazırlayan da bu farkındalıktır.

 

 

Belki de artık çocuklarımıza sadece "Kaç net yaptın?" diye sormanın ötesine geçmeliyiz. Bu sorunun yanında; "Bugün ne öğrendin?", "Hangi problemi çözdün?", "Hangi kitabı okudun?", "Kime fayda sağladın?", "Hangi değeri savundun?" sorularını da aynı samimiyetle sormalıyız. Çünkü bu soruların cevapları yalnızca iyi bir öğrenci değil, iyi bir insan yetiştirmenin de anahtarıdır.

Eğitim, bir yarışın sonunda kazanılan bir madalya değildir. Eğitim, insanın kendisini tamamladığı uzun ve sabırlı bir yolculuktur. Sınavlar bu eğitim yolculuğun önemli duraklarıdır fakat varış noktası değildir. Asıl hedefimiz, çocuklarımızın yalnızca yüksek puanlar alması değil yüksek karakter sahibi bireyler olarak yetişmesidir. Çünkü bir milleti geleceğe taşıyacak olanlar, sadece sınav kazananlar değil; bilgisini vicdanıyla, yeteneğini sorumlulukla ve başarısını insanlığa faydayla buluşturabilen nesillerdir.

Unutmayalım ki puanlar kapıları açabilir fakat geleceği inşa edecek olan o kapılardan hangi karakterle içeri girildiğidir.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ