Eğitimde Emek mi, Kâr mı? BİLGİN PELİSTER
Eğitimde Emek mi, Kâr mı?

Bir Okulun Ruhu, Büyüme Dinamikleri Arasında Nerede Duruyor?

Sahici Bir Sektör Sevgisi

Eğitim dünyasının içinde olanların çok iyi bildiği bir gerçek vardır: Bizler bu işi gerçekten seviyoruz. Öğrencilerle dolu koridorları, neşeli zümre toplantılarını, öğretmenlerimizin özverili çabalarını ve okulların o cıvıl cıvıl havasını solumaktan mutluluk duyuyoruz. Dışarıdan bakanlar için bu cümleler birer klişe veya hamaset dolu sözler olarak algılanabilir; ancak işin mutfağında, çocukların gözlerindeki ışık için yaşayanlar bilir ki bu duygular son derece sahicidir. Bu sektörde kâr marjları, hayatın diğer alanlarına kıyasla her zaman ikinci plandadır.

Tabii ki günümüz eğitim sektörünün ekonomik gerçekleri ve farklı büyüme modelleri de var. Sektörümüzde yatırımlar yapan, istihdam yaratan, vizyoner projelerle birden fazla şubeyle yola devam eden çok değerli dostlarımız, meslektaşlarımız mevcut. Onların bu sektöre sağladığı sermaye desteğini ve istihdam gücünü asla küçümseyemeyiz. Ancak bu büyüme dinamiklerinin ortasında, insan zihninde hep şu masum ve yapıcı sorular dönüp duruyor: Bir okul zinciri olmak, şubeleri çoğaltmak motivasyon olarak nereye dayanıyor? Ve en önemlisi, bu büyüme hızı içinde o özgün eğitim felsefesi, sınıfların o samimi dokusu her bir şubede aynı hassasiyetle korunabiliyor mu?

Ölçek, Sınırlar ve Meslekî Haz

Bir okul sahibi olmak, gerçek anlamda bir okulun ruhunu yaşatmak istiyorsanız çok hassas bir dengeyi gerektirir. Bir insanın enerjisi, dinamizmi ve günlük iş temposu en fazla bir, belki çok iyi bir ekibi varsa iki okula yetebilir. Zaten köklü tarihe sahip, kalıcı izler bırakmış okullara baktığımızda da genellikle iki şubeyi geçmediklerini görürüz.

Peki, daha fazla şubeyle büyüyen arkadaşlarımız bu başarıyı nasıl yakalıyor? Elbette kurdukları profesyonel sistemler ve idari kadrolarla bu işi yürütüyorlar. Fakat burada kimseyi suçlamadan, bir zihin egzersizi olarak şunu sormak gerekir: Büyümek mi yoksa derinleşmek mi eğitime daha çok hizmet eder?

Sabah okuluna koşan, bütün gününü çocuklara ve öğretmenlere adayan, işinde hakikaten mutlu olan bir eğitimcinin asıl aradığı şey devasa ciro hedefleri değildir, asıl motivasyonu meslekî hazdır. Akşam eve yorgun ama huzurlu dönmenin, "Bugün bir çocuğun hayatına dokundum" diyebilmenin karşılığı hiçbir bilanço defterinde yazmaz.

İz Bırakanların Derinliği

Milli Eğitim dünyasında en çok talep etmemiz gereken şey, bu meslekî hazzın ve samimiyetin her ölçekteki kurumda yaşatılmasıdır. İster tek şubeli bir mütevazı yuva olsun ister büyük bir yapının parçası; asıl mesele, tabelanın büyüklüğü değil, kalplerde bırakılan izdir.

Çünkü asıl kalıcı olan nicelik değil, niteliktir. Okul şubeleri çoğalabilir, yapılar büyüyebilir; fakat önemli olan o duvarların aralarındaki ruhu, çocukların gözlerindeki o samimi ışığı kaybetmemektir. Bizim bu çağrıdaki tek amacımız; büyük yapılar kuran dostlarımızla, işini tek okulun ocağında ısıtan bizlerin ortak paydada, yani "çocuk" sevgisinde buluşmasını hatırlatmaktır. İz bırakan, gerçekten köklü olan okulların sayıları azalsa da ruhları bu sektörü ayakta tutmaya devam edecektir. Asıl mesele, o samimi ruhu her daim sınıfların içinde ve öğretmenler odasında canlı tutabilmektir.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ