İMKANSIZLIKLARIN DA RABBİSİN HACER ELBEY
İMKANSIZLIKLARIN DA RABBİSİN

Ey kudreti gökleri kubbe, yeri beşik kılan Aziz Rabbim… Sen ki yoktan var eden, varı yokluğa döndüren; zamanı bir an, bir anı zaman yapan Kudret’sin.

Sen ki kulunun titreyen yüreğine sükuneti, kurumuş toprağına rahmeti indiren Sensin. İmkanı da Sen yarattın, imkansızlığı da… Ve biz biliriz ki her “olmaz” dediğimiz yer, Senin “ol” emrine bakar.

Kur'an-ı Kerim’de yankılanan o ilahi hakikat çağları aşar: “Ol der ve olur.”
Bu söz yalnız bir haber değil; varlığın kalbine çakılmış bir mührüdür. Dağların heybeti, denizlerin kabarışı, yıldızların sükutu o mührün şahididir. İnsan ise çoğu zaman kendi korkusunu kader zanneder; kendi dar bakışını hakikat sanır.

Oysa Sen, imkansızlıkların da Rabbisin.

Bir kavmi önünde azgın bir deniz, arkasında zalim bir orduyla bıraktığında; korku insan sesinde titrerken, Sen Musa’nın kalbine itminan indirdin. Asa suya değdi, deniz ikiye ayrıldı. Sular, kuluna yol oldu.
Ateş yakmak için vardır dediler; Sen İbrahim’e ateşi serin ve selamet kıldın. Kızıllık gül bahçesine döndü. Demek ki eşyanın tabiatı da Senin emrine memurdur.

Ey Rabbim…
Biz sebeplere takılırız. Rakamların, raporların, ihtimallerin önünde diz çökeriz. “Bu iş olmaz,” deriz. “Bu yara kapanmaz,” deriz. “Bu kapı açılmaz,” deriz. Oysa kapıları yaratan da Sensin, anahtarları gizleyen de… Kilidi koyan da Sensin, kilidi çözen de…

Bazen gecemiz uzar. Hastane koridorlarında sabahı bekleriz; borç defterlerinde umut ararız; kırılmış kalplerimizi avuçlarımızda taşırız. İnsan, gücünün bittiği yere geldiğinde çaresizliği öğrenir. Fakat işte tam orada Sen başlarsın.
Çünkü Sen, kulunun bittiği yerde başlayan Rabbsin.

Bir tohum toprağın bağrında karanlığa gömülür. Çürüyor sanılır. Üzerine basılır, üstü örtülür. Ama Sen “yürü” dediğinde, o karanlığı yarıp göğe uzanır. Demek ki toprağın altı da Senindir, üstü de. Karanlık da Senin kulundur, aydınlık da.

İmkansızlık dediğimiz şey, belki de Senin kudretine davettir.
Belki de kulun acziyetini bilsin, secdeyi öğrensin diyedir.

Ey kalpleri evirip çeviren…
Bize hesaplarımızdan önce Sana güvenmeyi öğret.
Sebebi görüp Musebbib’i unutanlardan eyleme bizi.
İhtimali ölçüp Kudret’i küçümseyenlerden eyleme bizi.
Gecenin en koyu yerinde sabahı hatırlayanlardan, çölün ortasında suyu umanlardan eyle.

Çünkü Sen, yalnız kolayların değil; zorların da Rabbisin.
Yalnız görünen yolların değil; görünmeyen geçitlerin de Sahibisin.
Ve Senin için ne dağ ağırdır ne deniz derin ne de kader çetindir.

Biz “imkansız” deriz…
Sen “Ol” dersin.

Ve olur.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ