Her ölüm toprağa verilmez.
Bazı kayıplar mezarlıklara değil, insanın içine gömülür.
Sessizce…
Kimseye görünmeden, kimseye duyurulmadan.
Peki siz hiç kendi içinizde bir cenaze kaldırdınız mı?
Bir insanın değil belki; bir güvenin, bir inancın, bir umudun tabutunu omuzladınız mı? Dışarıdan her şey yolundaymış gibi görünürken, içinizde çoktan vedası yapılmış bir hayat parçasını taşıdınız mı?
Çünkü insan bazen yaşamaya devam eder.
Ama içindeki en saf yer, bir gün sessizce ölür.
Bazen tek bir cümle yeter buna.
Bazen soğuk bir bakış, bazen de ait sandığınız bir kalpte aslında hiç yeriniz olmadığını anlamak…
İşte o an insanın içinde kimsenin duymadığı bir sela okunur. Dünya hiçbir şey olmamış gibi akmaya devam eder. Telefonlar çalar, insanlar konuşur, kahveler içilir. Ama siz, içinizde görünmeyen bir tabutun başında öylece beklersiniz.
En ağır tarafı da şudur:
İnsan, kendi içinde gömdüğü şeyin yasını herkesin önünde tutamaz.
“Ne oldu?” diye sorarlar.
“Bir şey yok, iyiyim,” dersiniz.
Oysa iyi değilsinizdir. Çünkü kaybettiğiniz yalnızca bir kişi değildir. Onunla birlikte kurduğunuz hayaller, güvenme isteğiniz, masum yanınız ve geleceğe dair inancınız da aynı sessiz mezara gömülmüştür.
Sonra insan fark etmeden değişir.
Bir zamanlar uzun uzun anlatan biri susmayı öğrenir. Kolay kolay kırılmayan biri, küçük bir sözle bile dağılır. Gözleriyle gülen biri artık yalnızca nezaket gereği gülümser. Çünkü bazı acılar yalnızca kalbi yaralamaz; insanın karakterini de yeniden şekillendirir.
İçimizde kaldırdığımız cenazelerin mezar taşı yoktur.
Ama dönüş yolu çoktur.
Bir şarkıda çıkar karşımıza.
Bir sokakta yürürken aniden belirir.
Bir kokunun içine saklanır.
Gece uykuya dalacakken zihnin en sessiz yerine oturur ve eski bir fotoğraf gibi bakar bize.
O zaman insan anlar:
Bazı vedalar yaşandığı anda değil, yıllar sonra insanın içine çöker.
Belki de büyümek biraz da budur. İçimizde ölen şeyleri kimseye göstermeden yaşamaya devam etmek… Kalabalıkların arasında eksikliği belli olmayan ama varlığı hep hissedilen boş bir sandalye gibi durmak.
Yine de insan, kendi içinde kaldırdığı her cenazeden sonra aynı kişi kalmaz. Daha sessiz olur. Daha temkinli, daha yorgun… Ama aynı zamanda daha derin.
Çünkü acı bazı insanları yalnızca yakıp geçmez.
Onları karanlığın içinde kendi ışığını taşıyan birine dönüştürür.
Ve insan sonunda şunu öğrenir:
Her kayıp bir mezarlığa gömülmez.
Bazıları, ömür boyu insanın içinde yaşamaya devam eder.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...