İnsan, kendi kurduğu cümlelerin gölgesinde yürür çoğu zaman. En çok inandığı, en çok savunduğu, hatta uğruna kendini yorduğu iddialar…
İşte tam da orada bekler kader insanın en zayıf yerini, en gür sesle konuştuğu yerden yakalar. Halk arasında söylenegelen “Allah insanı iddiasından vurur” sözü, basit bir nasihat değil, insanın kendine karşı verdiği en büyük imtihanın özetidir adeta. İddia, insanın kendine biçtiği roldür. “Ben asla böyle yapmam,” der mesela. O cümlede bir kesinlik, bir dokunulmazlık hissi vardır. Oysa insan dediğimiz varlık, şartların çocuğudur. Bugün kaçındığı ne varsa, yarın tam ortasında bulabilir kendini. Çünkü hayat, düz bir çizgide ilerlemez: insanı evirir, çevirir, sınar. Ve en çok da kibir kokan kesinlikleri sevmez.
Bir başkasını yargılarken kullanılan keskin ifadeler, çoğu zaman insanın kendi geleceğine yazdığı bir senaryodur. “Ben asla onun düştüğü hataya düşmem,” diyen biri, aslında farkında olmadan o hatanın etrafında dolaşmaya başlamıştır bile. Çünkü yargı, insanı körleştirir, empatiyi ortadan kaldırır. Oysa anlamaya çalışan insan, iddia etmez. İddia etmeyen insan da düşse bile, o düşüşten ders çıkarır, yıkılmaz.
Belki de bu sözün en derin tarafı, insanın kendini tanımadaki eksikliğini yüzüne vurmasıdır. İnsan kendini sandığı kadar güçlü, sandığı kadar sabit değildir. Duygular değişir, şartlar değişir, hatta değerler bile zamanla yeniden şekillenir. Dün “asla” dediğine bugün “neden olmasın” diyebilir. İşte tam bu noktada, iddialar bir bir çözülür; geriye sadece insanın hakikati kalır.
Bu yüzden bilge insanlar büyük konuşmaktan kaçınır. “Ben yapmam” yerine “inşallah düşmem” demeyi tercih ederler. Çünkü bilirler ki hayat, insanın gururunu törpüleyen ince bir ustadır. Ne kadar yukarıdan bakarsan, düşüşün o kadar sert olur.
Sonuçta mesele, iddiadan tamamen vazgeçmek değil, iddianın içine tevazuyu katabilmektir. Kendini mutlak doğru görmek yerine, yanılma payı bırakmaktır. Çünkü insanı ayakta tutan şey kusursuzluğu değil, kusurlarını fark edebilme cesaretidir.
Ve belki de en doğrusu şudur: İnsan, en çok neden emin oluyorsa, orada biraz durup düşünmelidir. Çünkü hayat, en sert derslerini genellikle en emin olunan yerden verir.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...