İnsan aklının en tuhaf yanlarından biri, yanıldığını fark ettiği anda geri dönmek yerine adımlarını hızlandırmasıdır. Mantık, “zararın neresinden dönülse kârdır” der; gurur ise çoktan kaybedilmiş bir savaşa yeni birlikler göndermeyi emreder. Concorde Sendromu tam da budur: Yanlışı düzeltmek yerine, ona daha fazla yatırım yapmak.
Adını, teknik ihtişamına rağmen ticari başarıya ulaşamayan Concorde projesinden alır. Devletler ve şirketler, harcanan milyarlarca doların gölgesinde projeyi sürdürdüler. Çünkü vazgeçmek yalnızca parayı kaybetmek değildi; yanıldığını kabul etmekti. Oysa insan çoğu zaman parasını değil, benliğini korumaya çalışır.
Bu eğilim yalnızca ekonomi kitaplarında yaşamaz. Gündelik hayatın her köşesinde karşımıza çıkar. Mutsuz olduğu mesleği bırakamayan kişi, “Bu kadar emekten sonra olmaz” der. Çoktan tükenmiş bir ilişki, geçmişte harcanan yılların rehinesi olur. Başarısızlığı açıkça görülen politikalar, sırf prestij kaybı yaşanmaması için tekrar tekrar sahneye sürülür. Böylece dünün maliyeti, yarının aklını esir alır.
Oysa geçmiş, karar verilecek bir yer değildir. Dün harcanan para, zaman, emek ya da gözyaşı geri gelmeyecektir. Akıl yalnızca bundan sonrasının hesabını yapabilir. Fakat insan zihni, çoğu zaman gerçekle pazarlık etmeye kalkar; sanki biraz daha ısrar ederse evren fikrini değiştirecekmiş gibi davranır.
Belki de mesele ekonomi değil, insanın yanılabilir olduğunu kabul etmekte zorlanmasıdır. Çünkü çağımız başarıyı kutsarken vazgeçmeyi zayıflık gibi gösterir. Oysa bazen en cesur karar ilerlemek değil, durmaktır. Bazen bir gemiyi kurtaran şey “tam yol ileri” komutu değil, fırtınanın yönünü kabul etmektir.
Concorde Sendromu bu yüzden yalnızca yanlış bir yatırım kararı değil, insanlık hâlinin güçlü bir metaforudur. İnsan, hatasına ne kadar çok emek harcarsa ondan vazgeçmeyi o kadar zorlaştırır. Maliyet büyüdükçe akıl küçülür; kaybı telafi etme arzusu, kaybın kendisinden daha tehlikeli hâle gelir.
Bilgelik belki de şurada başlar: Geçmişte ne harcadığımız değil, bugünden sonra neyi kurtarabileceğimiz önemlidir. Dün uğruna yarını feda etmek, zararı onarmak değil, ona sadakat göstermektir.
Aksi hâlde Concorde yalnızca gökyüzünde değil, zihinlerimizde de uçmaya devam eder: görkemli, hızlı ve yanlış bir istikamette.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...