Filtreli Mahremiyet HACER ELBEY
Filtreli Mahremiyet

Eskiden perdeler vardı. Tüller, danteller, storlar... Gündüzleri nazar için, geceleri edep için çekilirdi. Mahalle kültürü vardı ya hani  bir kadının saçını savurmasıyla rüzgâr yön değiştirirdi. Bir adam balkona atletle çıksa, annesi kulağını çekiverirdi ve o an evrensel bir ahlak manifestosu yazardı. Şimdi perdeler hala var ama daha çok dekorasyon için. Fon perdeler, renk uyumları, rustik kornişler... Mahremiyet perdesi ise artık filtresiz bir instagram hikayesi kadar kısa ömürlü.

Kendi evimizin penceresinden sokağı izlemek yerini artık başkalarının hayatını gizlice izlemeye bıraktı. Lakin gizlice değil. Çünkü herkes herkese açık. Eskiden kimseye anlatılamayacak olan ne varsa şimdi storyde on beş saniye, reelsta otuz saniye süresince serbest dolaşımda. Eskiden dedelerimiz “Ayıp” derdi, nenelerimiz “Günah.” Şimdi algoritmalar var keşfete düşmez, etkileşim almaz,  like gelmez. Modern ayıplarımız bile evrildi. Mahremiyet artık bir filtre sorunu: Lo-fi mi olsun, Valencia mı? Mahremiyetin ölümünü sessizce geçiştirdik. Cenazesi bile olmadı. Zaten kimse ilgilenmedi. Cenazede selfie çekip “Bugün çok duygulandım” yazacak kadar iç içe geçti her şey.

Bir zamanlar kadınlar, saçlarını bile yalnızca aynalarına gösterirdi. Şimdi göbek dansı eğitimi veriyorlar canlı yayında beşinci dakikada bir  “Bağış yapmayı unutmayın” uyarısıyla birlikte. Erkeklerse duygularını içine atmakla övünürdü; şimdi ayrılık acısını thread yapıyorlar

Kendi kalbini bile başkalarına beğendirme çabası, ruhu lime lime ediyor. İçtenlik taklidi, samimiyet illüzyonu… Her şey çok açık, çok şeffaf, çok gösterişli ama içi bomboş. Çünkü gösterdiğin anda kutsallığını kaybeder bazı şeyler. Anlam, görünürlükle değil, gizemle büyür.

Birbirimizin hayatını izliyoruz. Pencereden değil, ekrandan. Eskiden biri pencereden baksa röntgenci olurdu, şimdi takipçim oluyor. Üstelik izlenen kişi kendi içini bile isteye teşhir ediyor. “Bugün ne yediğimi merak edenler için...”, “Story mi beğenen eski sevgilim buradaysa göz kırpsın...”, “Ev halimle de güzelim...” Ev hali zaten evde kalmadı ki.

Modern çağda perdeleri kapatmak artık cesaret ister. Gösterişin hüküm sürdüğü bir dünyada gizlenmek lükstür. Çünkü görünmediğin yerde var sayılmazsın. Mahremiyet artık nostaljik bir erdem. Onu yaşatmaya çalışanlar ise çağdışı değil; belki de çağın en direngenleri. Eğer hala “Perde çekmeden oturulmaz” diyorsan… Tebrik ederim. Bu çağda ruhunu örten tek kumaş o olabilir.

Aslında mahremiyet, insanın içini saran ikinci bir ten gibiydi. Şimdi herkes çıplak; ama kimse çıplaklığının farkında değil.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ