Bir zamanlar insanlar emeğini gösterirdi; şimdi yayına düşmek yeterli. Bir yüz filtresi, bir canlıya hoş geldiniz repliği, biraz da suni dert edası… Ve işte karşınızda: modern çağın dilencileri. Ne sokakta, ne çaresiz ama gayet iyi aydınlatılmış bir odada, tripodu tam karşısında.
“Canlıdayız arkadaşlar, desteklerinizi bekliyorum. ”Ne destek istiyor belli değil, ama hediye atmak artık bir tür sadaka yerine geçti. Bir yanda kalp emojileri, diğer yanda kocaman bir “Teşekkürleeerrr!” çığlığı. Modern çağda utanmak eskidi şimdi her şey içerik, her duygu dekor.
Kimisi ağlayarak reyting topluyor, kimisi sırf takipçi gelsin diye mahremiyetini sergiliyor. Biraz drama, biraz kahkaha, bir tutam yapaylık. Hepsi algoritmanın damak zevkine göre harmanlanmış. Yani, yoksulluk değil bu dijital şovmenlik. Ve en acısı: işe yarıyor.
Artık kimse “Benimle empati kurun” demiyor; “Hediye atın” diyor. Modern insan, vicdanını parmak hareketine sığdırdı. Bir tıkla bağış, bir kaydırmayla unutma. Ne güzel çağ değil mi? Yardım da, utanç da, samimiyet de hepsi Wi-Fi hızına bağlı.
Bir zamanlar dilenmek utançtı, şimdi içerik stratejisi. Bir zamanlar yüze bakılacak yüz aranırdı, şimdi ekrana bakıyoruz hep birlikte. Ve ironinin doruğu şu: Gerçekten ihtiyacı olanlar sessiz kalırken, en çok sesi sahte çaresizler çıkarıyor.
Ama kim suçlu?
Onlar mı bu tiyatroyu oynayanlar mı, yoksa alkışlayan bizler mi?
Belki de hepimiz bu gösterinin parçasıyız.
Kimi ekranın önünde, kimi ardında ama herkes biraz dikkat dilencisi.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...