Her çağın kutsadığı bir yalan vardır. Bizim çağımızın yalanıysa her şeyin mümkün olduğuna inanmaktır.
“Yeterince istersen olur,” dediler.
“Mücadele edersen kazanırsın.”
“Gerçekten seviyorsan mutlaka kavuşursun.”
Oysa insanı asıl terbiye eden, elde ettikleri değil elini ne kadar uzatırsa uzatsın ulaşamadıklarıdır. Hayat bize arzularımızın sınırsızlığını değil, kendi sınırlarımızı öğretir. İmkansız aşk da bu dersin en sessiz, en uzun süren halidir.
Mona Rosa…
Belki bir kadının adıydı. Belki bir gençlik hatırası, belki de insanın içinde ömrü boyunca tamamlanmadan kalacak bir cümlenin ilk kelimesi. İsimlerin bir ömrü vardır sembollerinse zamanı yoktur. Bu yüzden bazı isimler yaşlanmaz. Bir müddet sonra bir insanı göstermeyi bırakır, herkesin kendi içinde taşıdığı eksikliğe dönüşür.
Çağımız aşkı da diğer her şey gibi açıklamak istedi. Onu tarif etti, ölçtü, psikolojisini çıkardı, hormonlara ve bağlanma biçimlerine ayırdı. Sonra bütün bu bilgilerin rahatlığıyla, “Geçer,” dedi.
Belki aşk gerçekten geçiyordu. Fakat insanın aşkın içinde aradığı şey geçmiyordu: Kendini tamamlanmış hissetme arzusu, başka bir hayatta başka biri olabilme ihtimali, bir anlığına da olsa dünyadaki yerini bulduğu yanılgısı…
Sevdiğimiz kişi, çoğu zaman bu özlemin yüzüdür.
Belki insan yalnızca bir başkasını sevmez. Kendi içinde eksik bıraktığı cümleyi, onun gözlerinde tamamlamaya çalışır. Bu yüzden ayrılık her zaman iki insanın birbirinden uzaklaşması değildir. Bazen insan, sevdiğiyle birlikte olabileceği halinden de ayrılır. Kaybettiği yalnızca bir kişi değil, onun yanında yaşayabileceğine inandığı hayattır.
İmkansız aşkın trajedisi yalnızca kavuşamamaktır sanılır. Oysa bazen asıl trajedi, kavuşulursa büyünün bozulacak olmasıdır.
Çünkü hayal, gerçekle karşılaştığında küçülür. Uzaktan kusursuz görünen şey, yaklaştıkça insana benzemeye başlar: yorulur, yanılır, kırar ve eksilir. Hayal kusurları örter; gerçekse onları saklamaz. Belki de bu yüzden bazı aşklar yaşanmadıkları için eskimez. Hayatın içine karışmadıkları, gündelik sözlerin ve küçük hayal kırıklıklarının arasında yıpranmadıkları için hep ilk günkü uzaklıklarında kalırlar.
İnsan, sandığından daha çok hatıralarıyla yaşar.
Hafıza, kalbin kimseye göstermediği bir odadır. Orada zaman dışarıdaki gibi ilerlemez. Bir bakış kırk yıl boyunca aynı yerde bekleyebilir. Söylenmemiş tek bir cümle, söylenmiş binlerce sözden daha ağır olabilir. Çünkü söylenen şey, bir gün anlamını tüketir. Eksik bırakılansa insanın içinde durmadan yeniden yazılır.
Modern insan her şeyi tamamlamak istiyor. Eğitimini, kariyerini, evini, ilişkisini, hatta kendisini… Eksik kalmayı başarısızlık sayıyor. Her yarım hikayeyi kapatılması gereken bir dosya, her cevapsız soruyu çözülmesi gereken bir sorun gibi görüyor.
Oysa insanı insan yapan biraz da tamamlanamamışlığıdır. İçimizde kapanmayan yerler olmasa geçmiş bizi çağırmaz, şiir yazılmaz, bazı isimler yıllar sonra bile kalbimizi sızlatmazdı. Kusursuzluk belki yalnızca mezarlıklara yakışır; çünkü orada hiçbir hikaye devam etmez.
Bazı insanlar hayatımıza bizimle kalmak için girmez. Bazen bir yol arkadaşı değil, bir eşik olurlar. Onlarla aynı hayata varamayız; fakat onlardan geçtikten sonra eski hayatımıza da dönemeyiz. En derin karşılaşmaların bazıları birlikte yaşanmaz. İnsanın içinde yaşar, orada büyür ve yıllar geçtikçe başka anlamlara bürünür.
Mona Rosa belki hiçbir zaman dönmedi. Belki zaten hiç gelmedi. Belki o, bir kadından çok insan ruhunun kaybetmeden anlayamadığı hakikatlerin adıydı.
Ve insan, yıllar sonra dönüp kendi kalbine baktığında şunu öğrenir:
Bazı sevgiler sahip olmak için değil, insanın içindeki çorak toprağa dokunmak için vardır. Orada bir hayat kurmazlar belki; ama geçtikleri yerde bir şeyleri yeşertirler.
Çünkü büyük aşklar, sonunda sevilen kişiden çok seven insanı değiştirir. Geriye her zaman bir kavuşma hikayesi kalmaz. Bazen yalnızca ömrü boyunca aynı soruyu içinde taşıyan biri kalır:
“Kaybettiğim gerçekten bir insan mıydı, yoksa onunla birlikte yaşayabileceğime inandığım ihtimal mi?”
Ve bazı sorular, hiçbir zaman cevap bulamadıkları için bütün cevaplardan daha uzun yaşar
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...