Anasınıfından,
üniversite sonuna kadar geçen süreçte
yüzü aşkın ders türüyle,
yoğun bir müfredatla
ve çok yoğun bir sınav sayısıyla
bilgileri öğrencilerin zihinlerine yerleştirmeye çalıştık
Öğrettiğimiz bilgiler
hiçbir sene birbirini tamamlamadı.
Bina hep enine doğru büyüdü
ama boyuna doğru yükselemedi.
Örneğin yabancı dil öğretimi,
ha keza matematik,
fizik, geometri, edebiyat
hatta din öğretimi
her yıl kendisini tekrarladı.
Ve hiç biri tam anlamıyla
hayatın içinde kullanılamadığı için
zihinleri ve hayatı inşa edemedi..
Okulda her yıl öğretilen yabancı dil
yaz sıcaklığını görünce
zihinlerde önce silikleşti sonra da unutuldu.
Müzik derslerinde enstrümanlardan çıkan melodiler
öğrencilerin dillerinde mâkes bulmayınca
bir yıl sonra küllendi.
Edebiyat derslerinde
ne güzel yazı yazmayı öğretebildik,
ne de güzel konuşabilmeyi
Din derslerinde ezberletilen dualar
ihtiyaç duyulduğunda kullanılmadığı için
işlevselliğini yitirdi.
Hatamız şu ki:
Biz insanın öğrenen bir varlık olmasını,
eğitilebilen bir varlık olmasına tercih ettik.
Ezberleyebilen bir varlık olmasını,
düşünebilen bir varlık olmasına tercih ettik.
Geçmişin köhne bilgisiyle mücehhez olmasını
yarının diriltici bilgisiyle
mücehhez olmasına tercih ettik.
Netice-i kelam,
yanlış bir tercih yaparak,
zaman kaybettik, umut kaybettik
ve her şeyden önemlisi
çok sayıda insan kaybettik.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...