TAHAYYÜL VE TASAVVUR NACİ BEKTAŞ
TAHAYYÜL VE TASAVVUR

Yüzyılı aşkındır birçok dünya ülkesi gibi bizler de batı dünyasının illüzyonistlerinin bilinçli bir şekilde algılarımız üzerinde yaptığı yanıltma ve çarpıtmalarının gölgesinde bir akıl tutulması halini yaşamaktayız.

Ciddi bir süredir onlardan yediğimiz epistemolojik darbenin tesiriyle hep birlikte bir kendine gelememe haliyle, ait olduğumuz dünyaya yabancılaşmayı ve tarihi köklerimize uygun bir kimlik bulamamanın buhranını ve sıkıntılarını yaşıyoruz.

Ve uzun bir süredir maalesef Yüce Allah’ın biz insanlara, özellikle de O’nun varlığını ve etkisini hissedenlere yüklediği, “hayatı bütün yönleriyle kavrama ve yorumlama” mükellefiyetinin de idrakinde değiliz.

Bu idrake erişmek için ilk yapmamız gerekenin, toplumsal bilgi ve bilinç kaybımızı hiç vakit kaybetmeden telafi etmek ve hatırlamakta zorluk çektiğimiz tarihi sorumluluklarımızın farkına varabilmek olduğunu düşünüyorum.

Tarihin de,  coğrafyanın da, ahlakın da, aklımızın da bizim sırtımıza yüklediği, “hayatın tabiatına uygun bir medeniyeti” düş olmaktan çıkarıp, yeniden inşâ etmek için, yeni bir gayret ve yeni bir iştiyakla bir kere daha tahayyül ve tasavvur etmek zorundayız.

Tahayyül ederek geleceğin ufkunda parlak bir yıldız gibi doğmanın cesaretini, tasavvur ederek de geleceğin getireceği her türlü inovasyona zihnen ve ilmen hazır hale gelmenin gücüne ulaşmış olacağız.

Bir dünya görüşünün zaman ve mekân boyutunda tezahür etmesi olarak tanımlanan medeniyet, tabii olarak bilinçli bir şekilde yapılmış bir varlık tasavvurunu, âlem fikrini ve insan anlayışını ihtiva eder.

Bu anlayış her şeyden önce dünyayı hem imar edilecek bir mekân, hem de imtihan edildiğin bir mektep olarak telakki eden bir dünya görüşüdür.
Bu tasavvur, eşyanın hakikatini onları aşan aşkın bir ilkede arayan bir varlık tasavvuru,  yaşadığımız dünyayı baz alarak tüm evreni kozmik bir bütünün, külli bir hakikatin bize yansıyan görüntüsü olarak gören bir âlem tasavvuru
ve dünyaya sahiplenmekten çok sahip çıkmakla görevlendirilen bir insan tasavvurudur. 

Bu vizyoner tezahürün ortaya çıkması ise ancak tahayyül ve tasavvur kavramlarını içselleştirmiş, ilhamını ve enerjisini tarihsel köklerinden alan seçkin ve seçici bir neslin, bir dünya tasavvuru/paradigması ile tarih sahnesinde yerini almasıyla mümkün olacaktır.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ